Oğlumla Lazca…

İsmail Bucaklişi

Oğlum Arte, yedi yaşında… O’nunla yedi yıldır hep Lazca konuşuyorum. Israrla ve inatla Arte ile Lazca konuşan tek kişinin ben olduğumu söylesem yanlış olmaz.

Çünkü, “oğlumun anadilini bilmesini istemek” gibi insani bir gerekçem var.

Adının Lazca ‘’tek ışık’’ anlamına geldiğini bilen oğlum, kendi anadilini konuşabilmeli, anlayabilmeli, okuyup, yazabilmeli diye düşünüyorum.

Arte’nin Lazca öğrenebilmesi için de onunla evde, sokakta, alışverişte, arabada,her yerde Lazca konuşuyorum. Elbette sadece benim onunla Lazca konuşmam yeterli olmuyor. Ne yazık ki, benden başka Arte ile Lazca konuşan yok.

Hatta benimle hayatında hep Lazca konuşan annem oğlumla Lazca konuşamıyor. Lazca başlayan bir konuşma hemen Türkçe’ye dönüyor. Oysa annem mükemmel düzeyde bu dili bilen biridir. Arte ile babaannesinin Lazca konuşmamasındaki sorun ne diye kafa yorduğumda şu sonuca ulaştım: Lazca çok iyi bilinse bile, çocuklarla konuşulmaması gerektiği söyleyen bir şartlanmışlık var.

Ve en büyük engel, işte bu şartlanmışlık.

Burada hemen bir şeyin altını çizmek gerekiyor; bizler Türkçe’nin hakim olduğu bir ortamda yaşıyoruz. Türkiye’de yaşayıp da Türkçe öğrenememek gibi bir şey çok zor. Bunun bir adım ötesi de İngilizce’dir. Günümüzde iyi bir iş, eğitim ve sosyal ağ oluşturabilmek için İngilizce’yi de iyi bilmek gerekiyor.

Elbette işimiz bütün bunların ötesinde. Anadilimizi çocuklarımıza öğretebilmemiz, anadilimizi geleceğe taşıyabilmemiz. Sonuç itibari ile dilimizi, kimliğimizi, kültürümüzü yitirmememiz…

Bu yüzden oğlumla sadece Lazca konuşuyorum, başka bir dil ile ilişki kurmuyorum. Bu çabanın sonucunda Arte, Lazcanın ayrı bir dil olduğunun iyice farkına vardı. Artık Lazca biliyor; şimdilik çok iyi Lazca konuşamasa bile söylenenlerin hepsini anlıyor. Üstelik bu yaşta birçok dil bildiğini söyleyip arkadaşları arasında övünüyor.

Bu arada oğlum Arte okuma-yazmayı da öğrendi. Böylece, konuşmanın yanında yeni bir araç geçti elimize; yazmak.

Hemen birlikte ilk Lazca yazma denemelerimizi yaptık.Bu çok yeni bir şey, hem benim için, hem de oğlum için.Odamızda bir beyaz tahta var. Oraya Lazca cümleleri yazıyoruz. İlk ben okuyorum, sonra oğlum okuyor. Oğlum, anadilini sadece duymuyor aynı zamanda görüyor ve gördüğünü okuyabiliyor. Lazca artık ete kemiğe büründü; Lazca hecelere dönüştü; heceler de kelimelere…

Çocukluk yılları boyunca Lazcayı hep duymuş, hiçbir zaman simgelerle, harflerle tanımamış ve yazmamış biri olarak benim için de ilginç bir deneyim bu.

Beyaz tahtaya Lazca cümleler yazdık, sonra okuduk. bazı sorular yazdık, ardından cevaplarını. Bu iş oğlumun çok hoşuna gitti, çok güldü,,hopladı, zıpladı, yatağında yuvarlandı. Geri geldi “oxori” yazabilir miyiz dedi. Yazdık. Koşa koşa annesine gitti. “Anne bak, ben Lazca yazabiliyorum.” diye hava atmayı ihmal etmedi.

İlginç geldi ona ama yadırgamadı. Çünkü onun kafasında Lazca yazılmaz, yazılamaz diye bir saplantı yok. Yazılı bir Lazcanın “kimileri için” sorun olabileceğini düşünmüyor. Bu yüzden çok keyif alıyor.

Sonra, konuştuk oğlumla ve işi biraz daha geliştirmeye karar verdik. Nasıl mı?

Evdeki bütün eşyaların üzerine Lazca isimlerinin yazılı olduğu etiketler yapıştıracağız. Böylece her daim gözümüzün önünde olan nesnelerin Lazcalarını görüp okuyabileceğiz. Yani günlük ev yaşamımızda Lazca ile birlikte olacağız.

İkimiz de çok sevdik bu fikri… Hatta, bazılarına Lazca etiketler yapıştırdık bile.

Zamanımız böyle bir zaman işte.Çok dilli, çok kültürlü, çok renkli…

Çocukluğumda bizim evin tek dili Lazcaydı. Benim çocuklarım üç dilin konuşulduğu bir ailede büyüyor. Lazca da bu dillerden biri.

Oğluma anlattım: Lazca bize para kazandıracak, kariyer sağlayacak bir dil değil. Lazca yüreğimizin dili; bizim kimliğimiz, karakterimiz, geçmişimizle kurduğumuz bağ ve aynı zamanda bizi geleceğe taşıyacak olan güçlü bir araç…

Bundan sonra Arte ile Lazca dersler yapmaya devam edeceğiz. Biz farkındayız, bizimki bir çeşit anadil eğitimi. Sadece kurumsal değil. Biz şunu biliyoruz, günümüzde Lazca gibi konuşanı az ve literatürü henüz oluşmamış bir dilin varlığını sürdürebilmesi ancak sistemli bir anadil eğitimi ile mümkün olacaktır.

 

arrow